Ana sayfa  Hikayeler indeks /  Önceki hikâye  /  Sonraki hikâye

Ticari yolculuklar

Köylerde nüfusun yoğun olarak bulunduğu 1960 öncesi günlerde, uzun harman süresini bitirip az da olsa ürününü kaldıran köylümüz, kaldırdığı ürünün kendisine yetmeyeceğini bildiği için kendine yeni kazanç kapıları bulmak zorundadır.

Bir kısım köyler Ankara' da sebze ticareti, bir kısmı amelelik yaparken bir kısmı da kaçak elde ettiği orman ürünlerini zengin köylere götürüp satarak yiyecek alırdı.

Taşlıca köylüleri de güz sonunda orman köylerinden satın aldıkları ahşap ev aletlerini ova köylerinde satarak geçimlerine katkı sağlamışlardır. İşte bu günlerde yaşanan traji komik olaylardan bir kaçı:

 

Tekne satışı

Bahri amca Çukurca’dan aldığı tekne tokaç gibi aletleri ova köylerinde satmak üzere yanına Musanın Ahmed’i de alarak yola çıkar. Eşeklere yüklediği aletlerle Kazan, Ankara ve hatta Haymana köylerine kadar giderler.

 

Yükleri ile Sincan civarında Alaçatlı köyüne gelerek yükleri bir köşeye yıkıp satış için beklemeye başlarlar. Uzun süre geçmesine rağmen müşteri gelmeyince Musanın Ahmet omzuna aldığı bir tekne ile köyün içinde dolaşmaya başlar.

 

Sokağın birinde bir kadın evin dışında oturduğu yerde bir kabıun içinde hamur yoğurmaktadır. Bu sırada “tekneci!” diye bağırarak oradan geçmekte olan Musanın Ahmet’i görüp yanına çağırır. Teknenin fiyatını sorar. O da;”Bir dolu ekin” diye cevap verir. Yani teknenin karşılığı aldığı kadar ekindir. Bu fiyatı çok görse de ihtiyacı olduğu için tekneyi almaya karar verir. Kunduru buğdayı dolu hararlardan ekini doldurup verir. Ekini alan Musanın Ahmet sevinçle Bahri amcanın yanına gelir ve ona hemen köyden ayrılmaları gerektiğini aksi halde biraz sonra tekneyi sattığı kadının kocası gelirse, tekneyi almaktan vaz geçebileceğini acele acele anlatır.

 

Onlar daha gidip gitmeme konusunda karar verememişken korktukları başına gelir. Kadının kocası eve gelip eşinin tekne alırken aldatıldığını anlar. Hemen Bahri amcanın yanına gelip tekneyi kimin sattığını sorar. Musanın Ahmet’in sattığını öğrenince bu sefer de kaça sattığını sorar. O da tekneyi kaça sattığını söyleyince adam memnun olmamış hatta kızmıştır bile. Musanın Ahmet’e, hemen aldığı ekini eve götürmesini ve tekneyi geri almasını sert bir şekilde ikaz eder.

 

Adamın kararlı tutumu karşısında dediğini yapmaktan başka bir çare olmadığını gören Musanın Ahmet, ezile büzüle ekin çuvalını sırtına vurup adamın evine geri götürür ve tekneyi de alıp gelir. Bu durum onun çok zoruna gitmiştir. (Ahmet Balcı)

    

Sandalye ticareti 

Başka bir seferinde Musanın Ahmet, Kara Süleyman, Ethem ve Bahri Özcan olduğu halde, köyde beşikçilerden bir liraya aldıkları sandalyeleri eşeklere yükleyerek ova köylerine satmaya giderler.

 

Ova köylerinden birine gelince yüklerini yıkıp müşteri beklemeye başlarlar. Fakat Musanın Ahmet yine ellerine ikişer aldığı sandalyeleri köyün içinde bağırarak satmaya çıkar. Bu şekilde gelin sandalyelerini kısa sürede satıp geri döner.

 

O sandalye satarken bir köşede müşteri bekleyen diğerleri ise hiç satış yapamazlar. Bunun üzerine Kara Süleyman kendi sandalyelerini de satması için Musanın Ahmet’e rica eder. Fakat Musanın Ahmet kurnazlık yaparak köyün içinde köpeklerin olduğunu ve onların saldırısından korktuğunu bahane edip bu isteği geri çevirir. Bunun üzerine Kara Süleyman kâr etmeden sandalyelerini ona satar ve geri döner. O da bu sandalyeleri koluna takıp bağırarak köyün içinde dolaşa dolaşa ikişer liraya satar. Kısa sürede bir sürü para kazanır.

 

Bir başka sefer de, bu kez aralarında Salim Erşahin de olduğu halde köyden yine sandalye yüklü eşeklerle  yola çıkarlar. Şimdi Kurtboğazı Barajı suları altında kalan Sası’ya gelirler. Burada Salim dayıyı biraz ekmek almak üzere Ciğir’e gönderirler.

 

Salim dayıya çaldığı bir kapıdan kadının biri kendisi ve diğerleri için birer bazlama verir. Salim dayı kendi payı olan bazlamayı ısırıp gelirken onu gören Bahri amca gidip elinden zorla bazlamayı almaya çalışır. Hatta elini ağzına sokup ısırdığı parçayı bile almak ister. Çünkü o zor şartların yaşandığı dönemde ekmek gerçekten çok önemlidir. (Ahmet Balcı)

 

 

Muzaffer Eker / Kızılcahamam

muzaffereker@msn.com                                    

Ana sayfa  Hikayeler indeks /  Önceki hikâye   /  Sonraki hikâye