| Ana sayfa | |
| Gezi index sayfası / Önceki: Kapaklı gezisi / Sonraki: Çeştepe gezisi | |
|
Buğdaylı gezisi |
|
|
Buğdaylı, belki çoğumuzun bilmediği ama ilçemizin gizli güzelliklere sahip ender köşelerinden biri.
Kırköy’ ün kuzeydoğu kısmında dere içinde, kökü oldukça eskiye dayanan eski bir yerleşim yeri.
1463 sayımında 11 hane olan nüfus, 1523 de 3 haneye kadar düşmüş, sonraki nüfus sayımlarında ise görünmüyor. 1463 de 4 muattal (terk edilmiş) çiftlik, 11 çift (*), 1 nim (**) ve 4 de bennak (***) tesbit edilmiş. Ayrıca 1463, 1523 ve 1571 de Buğdaylı’ da 1 Bayır’ da ise 1 değirmen görünüyor.
30 Ekim 2008 Perşembe günü, bana mihmandarlık yapacak olan Kırköy’ lü Erol Demirhan ile önce otomobil ile Kırköy üzerinden Buğdaylı’ ya geldik. Burada saat 10:00 gibi aynı köyden Cafer Koçak’ ın çiftliğine misafir olduk.
Cafer koçak 1926 doğumlu ama oldukça dinç, sağlıklı biri. 1940 larda Ankara’ da polyesterci olarak çalışmaya başlamış. Zamanla Sitelerin kuruluşunda aktif olarak görev almış.
Zamanla yaşı ilerledikçe, Ankara’ daki işi yanında köyde de bir arazi alıp işletmeye karar vermiş. Bu amaçla önce köyün alt kısmında Ekinçukuru mevkiinde Üçbaşlılara ait bir araziyi almak istemişse de su olmayışından vazgeçmiş ve Buğdaylı’ ya yönelmiş.
Burada derenin kuzey yamacında Aşağı Çanlı, Bayır ve Kırköylülere ait bir kısım araziyi alıp birleştirerek işlemeye uygun hale getirmiş.
Başlangıçta buraya meyve fidanları dikmişse de soğuktan başarılı olmamış. Buğdaylı deresinden arklarla da su getirmesine rağmen, ağaçlar ne zaman meyveye dursa soğuk vurgunundan etkilenerek ürün alınamamış. Çok az da olsa sebze tarımı da aynı şekilde sonuçlanmış.
İşte bundan sonra başka bir işe yönelmiş. Artık Ankara’ daki işinden de emekli olunca buraya temelli yerleşmeye karar verir. Bu günlerde kendisini ziyaret eden arkadaşlarının tavsiyesi ile alabalık yetiştirmeye karar vermiş. Önce arazinin üst kısmına yaptığı bir iki havuzdan sonra verim almaya başlayınca alt kısımlara doğru yaptıkları ile 9 havuza ulaşmış.
Gerekli suyu da, Sazak mevkiinden borularla getirtmiş.
Bu gün, eskiden çektiği onca meşakkate rağmen hayli mutlu görünüyor. Burada eşi ile beraber yaşıyor ve asla boş kalmıyor. Sabah erkenden başlayan çalışma temposu, geceye kadar devam ediyor. Onu mutlu eden bir başka yanı da bu işi amatörce ve hobi olarak yapması. “Para o kadar önemli değil” diyor. 82 yaşında ama, sağlığını ve zindeliğini bu harika doğal mekana borçlu. Nitekim, bizi karşılarken elimi tutup sıkması ile parmaklarımı kırıldı zannetmiş ve elinden zor kurtulmuştum.
Oldukça da muzip. Tam ayrılacağımız sırada biraz beklememi söyleyip gözden kayboldu. Az sonra gördüğümde hayretimden donakaldım. Ayaklarında yaklaşık 2 metre yükseklikte ayakçaklarla geliyordu. Hani o küçüklüğümüzde ilçeye gelen canbazların yürüdüğü şekilde. Biz gülmekten kırılırken eşi ona söyleniyordu. Bu halde onun birkaç pozunu aldım. Bu ayakçaklarla ne yaptığını sormayı unutmuşum. Hala merak ederim.
Saat 12.00 gibi yanından ayrılıp Buğdaylı deresini keşfe çıkacağımız anlarda, Kırköylü iki kadın geliyordu. Çiftliğe gelince eşeklerinden indiler. Ben hemen fotoğraf makinasını çıkarırken, kadının biri ürküp kaçtı. Diğeri ile biraz sohbet ettik. Adı Halise olan kadın, cana yakın bir hanım teyze idi. Eşim dolayısıyla akraba bile çıktık. Diğerine de yabancı olmadığımı söylemesine rağmen yanımıza gelmedi. Buraya artık kurumaya başlayan fasulye deneklerini toplayıp götürmek için gelmişler. Bunları hayvan yemi olarak kullanıyorlar.
Buğdaylı deresine bir patikadan inince önce buradaki değirmen viranelerini gördük. Sadece temel kalıntıları kalan değirmenler artık mazi olmanın hali içindeler. Kurak mevsim olmasına rağmen derede hala yaklaşık bir değirmenlik su var. Hem de tertemiz ve çok soğuk. Yer yer de Cafer amcanın çiftliğe döşediği borular görünüyor.
Derin bir vadideyiz. İki tarafımız dik yokuş. Bahçeler de geride kaldı ve oldukça dar bir dere tabanından yürüyoruz.
Bir saat kadar sonra, dere iki kola ayrılıyor. Sağ taraftan, Hotulca dediğimiz zirveden gelen ama şimdi kuru olan bir yatak var. Vakit müsait olsa idi buradan biraz yürümek isterdim. Yüksek ve uzun bir kaya kütlesi, vadinin sol yamacını olduğu gibi kaplamış. Güzel, vahşi ve çekici bir görünüm. Aynı zamanda ürpertici. Sadece fotoğraf çekebildim.
Bundan sonra bölge, Sazak ismini alıyor. Su yatağına yaklaşıyoruz. Özellikle sağ yamaçtaki bol yeşillik ve nem, suyun varlığını gösteriyor. Yer yer yürümekte zorlanıp, sık sık derenin bir o yanına bir bu yanına geçiyoruz.
Nihayet öyle bir yere geldik ki, görülmeye değer. Sağ yamaçta yaklaşık 8 metre yükseklikte, 6 metre eninde yekpare düz yüzlü bir kayanın bazı yerlerinden su sızıyor. Bu sular da, hortum ve borularla bir havuzda toplanmış. Buradan da Cafer ağanın çiftliğe ulaşacak. Bakmaya doyamadığım bu yerden ayrılırken, buradan su götürmek için çekilen emeği düşünmeden edemedim. Saygı duymak gerekiyor böyle büyük ve zor bir projeye.
Saat 13:00 e doğru ise, diğer sulu bir alana geldik. Burada da sağ yamaçta, üzerindeki yazıdan Bayır köyüne ait olduğunu düşündüğüm su havuzları var. Üç ayrı havuza toplanmış sular tahminime göre Bayır köyüne gidiyor.
Yeri gelmişken belirtmeliyim. Sazak denilen yerdeki bu su kaynağından bir çok köy içme suyu sağlıyor. Kırköy, Bayır, Akdoğan, Aşağı Çanlı ve Akçakese. Bu beş köye yettikten sonra hala bir değirmenlik su bulunması insana övünç veriyor. Ayrıca bu beş köy halkı da, aynı yerden su almasına rağmen aralarında herhangi bir husumet yaşamamış. Bu da ayrıca takdir edilmesi gereken bir nokta.
Yıllar önce bizim köye Eriklidere denilen oldukça uzak ve sarp yerden içme suyu getirilirken, Uzunöz ve Y. Karaörenlilerle yapılan kavgaları hatırlıyorum da… gülesim geliyor.
Buradan sonra sol yamaca geçip oldukça yüksek bir tepeye tırmanacağız. Ama bulduğumuz bir ağaç gölgesinde çaylarımızı içmemiz gerek. Epey yorulduk. Sabah sıkı kahvaltı yaptığımızdan henüz acıkmadık ama çay oldukça hora geçti doğrusu.
Çaydan sonra 30 dakikalık bir tırmanıştan sonra çevre halkının Ağsar tepesi dedikleri zirveye geldik. Tam bir doğa harikası. Her tarafa hakim, oldukça sarp bir kayalık. Doğu tarafında derin Buğdaylı ve Çanlı dereleri, Kuzeyde görünen Akçakese köyü, batıda bayır tepeleri ve güneyimizde ise heybetli Hotulca zirvesinin batı etekleri.
Bu zirvede gördüğümüz çakıl yığınları burada bir zaman bir yapının bulunduğunu gösteriyor. Bu tür çevreye hakim yerlerde Osmanlı devrinde güvenlik amacıyla Derbent denilen karakollar yapılmış. Burada da böyle bir yapının bulunmuş olması çok muhtemel. Yol arkadaşım Erol, burada define amacıyla yapılan bir yeri gösterdi. Burada define ne arasın ki. Zavallılara acımamak elde değil. Bu sarp yeri kazıncaya kadar gidip köyde tarlasını kazıp bir şeyler yetiştirse daha iyi olacak ama. Hazıra konma hissi insanı böyle tahrik edip riske atıyor.
Buradan çevrenin fotoğraflarını aldıktan sonra zorla kayalık mevkiden toprağa ulaşıyoruz. Ağsar eteği denilen bu yerde çok güzel tavlı bir toprak var. Sürülüp işlenmeye hazır yumuşacık bir toprak. Ama vaktiyle işlendiği kesin. Şimdi ise yer yer çam ve meşe ağaçları ile kaplı. Orman işletmesi 1965 lerde burada planlı olarak çam fidanı yetiştirme çalışması yapmış. O zaman dikilen fidanlar şimdi 40 senelik.
Burada arazinin eni çok dar. Sağ tarafta Bayır deresi, sol tarafta ise Buğdaylı. Öyleki, iki tarafı da görmek mümkün. Sağ tarafta su olmadığından kıraç ve çıplak toprak hakim ama sol taraf öyle değil. Burası Buğdaylı’ nın güne yamaç kısmı ve oldukça verimli. Cafer ağanın çiftliği karşıda kalıyor.
Bu kısım tahminime göre aynı zamanda yazımın başında bahsettiğim eski Buğdaylı yerleşim yeri. Çünkü yeri çok müsait ve eskilerin bahsettikleri Müslüman ve Hiristiyan mezarlıkları da burada imiş. Şimdi eser kalmayan mezarlıklardan, epey kemik bulunmuş.
Çanlı deresi ile Buğdaylı derelerinin birleştiği yerde Kırköylülere ait yeni yapılmış kır evleri var. Var ama, bu güzel doğal mekanda gecekonduya benzer yapılaşma dokuya uymuyor. Demir ve beton yığını bu güzel yere uymuyor. Daha doğal araçlarla yapılabilir.
Buna rağmen özellikle bahçeleri gül ve bahçe araçları ile donatılmış. Burada güzel akşam çayı içilir.
Bu evlerden birinde bir çalışma göze çarpıyor. Yaklaşıp selam verdik. Kırköylü Ali dede isminde bir arkadaş. Evin eksik kısımlarını sıva yaptırıyor. Hazır olan çaydan birkaç bardak içip sohbet ediyoruz. Bahsettiğine göre evin olduğu yerde önceden bir su değirmeni varmış. Bize oluğun yerini bile gösterdi.Ondan sonra başladılar bu derelerdeki değirmenleri saymaya. Hepsinin de bildiği yedi adet değirmen tesbit edildi.
Bayırlı Yaman Ali gile ait olduğu söylenen ilk ikisinin viranesini Buğdaylı deresi girişinde görmüştük. Bunlardan başka hemen yakında Bayırlı Alakavuk, Kara İsmail denilen rahmetlilere ait ve Aşağı Çanlı’ da bir ve Asya termalin hemen arkasında da bir adet olmak üzere 6 su değirmeni varmış. Bir de hemen karşımızda Bayır ve Çanlı yol ayrımında yine Bayırlı Hüseyin Gazi’ ye ait dizel motorlu değirmen hala duruyor. Çatısı delinmiş değirmeni ziyaret ettiğimizde motor aksamının olduğu gibi durduğunu gördük. 1970 lerde açılan değirmen 7-8 sene kadar ancak çalışmış.
Artık akşam olmak üzere idi. Ali Dede ile vedalaşıp ayrıldık. Cafer ağanın yanına geldiğimizde bizi çay ve yemeğe davet etti ama teşekkür edip kendisine ve saygıdeğer eşine veda ettik.
Çanlı deresine girince bir su başında yemek yemeye karar verdik. Oldukça mütevazi akşam yemeğini yediğimizde yorgunluğumuzu ancak anlayabildik. Çevrede arazide odun yapan, hayvan otlatan birkaç kişi de evlerine dönüyordu. Gün Kızılcahamam’ dan aşmak üzere idi.
Bu kısa günü bu şekilde değerlendirdiğimiz için mutlu idik. Aslında bu gezide esas hedefimiz Hotulca tepesi idi ama nasip olmadı. Günlerin kısalığı bu kadarına müsait idi.
Bu gezide bana mihmandarlık ve yol arkadaşlığı yapan sevgili dostum Erol Demirhan’ a sevgi, minnet ve şükranlarımı sunarım.
Bir başka gezide buluşmak üzere esen kalın.
30.10.2008 Çarşamba
Muzaffer Eker
------------------------------------------------------------------------- * Çift: Bir çift öküz ile sürülebilecek büyüklükte arazi. ** Nim:Tek öküzle sürülebilecek büyüklükte arazi. *** Bennak: Toprak sahibi babanın yanında yaşayan evli erkekten alınan vergi. |
|
| Gezi index sayfası / Önceki: Kapaklı gezisi / Sonraki: Çeştepe gezisi | |
| Buğdaylı gezi fotoğrafları... | |