Ana sayfa

Asar Kalesi ve Alicin manastırı fotoğrafları...

Gezi index sayfası / Önceki: Başköy kalesi gezisi / Sonraki: Başköy yaylası gezisi

Çeltikçi Ağsar kalesi ve Alicin kanyonu gezisi…

Kızılcahamamhaber olarak tertip ettiğimiz ikinci gezide ilçemizin tarihi eserleri arasında yer alan ve Çeltikçi’ ye yakın olan Ağsar kalesi ve Alicin kanyonuna doğruluyoruz.

 

20 Haziran 2009 Cumartesi sabahı ekibimizdeki arkadaşlar Mustafa Özdemir, Bayram Arslanoğlu ve Mehmet Gürsoy ile beraber Çeltikçi yönüne doğrulurken, yeni bir keşif heyecanını yaşıyoruz.

 

Bir güne iki farklı yeri gezip görmeyi nasıl becereceğiz ? bu da ayrı bir sorun ama, doğa sevgisi ve keşif merakı sorunu unutturuyor.

 

Çeltikçi’ yi geçip Kurumcu yönüne sapıyoruz. Teede araziye girip 500 metre kadar gidip arabayı bırakıyoruz. Buradan itibaren yaya yola devam edeceğiz. İlk hedefimiz halk arasında “Gavur kalesi” olarak bilinen ve zirvede yer alan kale kalıntıları.Branın bir adı da “Ağsar kalesi”

 

Böyle denmesinin sebebi, olduğu yerin nisbeten açık renk toprak olması. “Ser” kelimesi de “baş” demek. Doğal mekanları isimlendirmekte yaygın bir kelime. Dolayısıyla Akser, yani ak zirve anlamında kullanılıyor. Fakat söyleniş biçimi zamanla Ağsar” olarak değişmiş.

 

Bir saatlik bir yürüyüşten sonra yine halk arasında Müslüman kalesi” diye bilinen bir mevkie geliyoruz. Burada 100 metrekare civarında bir yapı kalıntıları var. Duvarları harçsız ve ilkel biçimde. Ağsar kalesinden daha alçakta.

 

Yürüdüğümüz yer hem Alicin hem de Kirmir vadisini gören dağın sırtı.Müthiş bir manzara var. Keyif içinde yürüyoruz ama, şimdiden kuruyan otlar, bıtırak ve eyecen dediğimiz bitki uzantıları çoraplarımızın arasına doldu.

 

Müslüman kalesinden yaklaşık bir saatlik bir yürüyüşler Ağsar’ a varıyoruz. Gerçekten kale tarzında yapılmış. Ana bölümü 10 metre yükseklikte. Duvarları, kuzey-güney yönünde 300 metre kadar uzanıyor. Denizden yüksekliği yaklaşık 1100 metre kadar olmalı. Vadi tabanından ise 300 metre yüksekte.

 

Arkeologların tesbitine göre ilçemizin en eski yerleşim yerlerinde yer alan bu yapı kayıtlarda “Çeltikçi kale” olarak da geçiyor. Böyle sarp ve iskana uygun olmayan bir yerde bir kale bulunmasının mantığını anlamak önce mümkün görünmese de, çevreye hakim bir yerde olması sebebiyle kontrol ve güvenlik amaçlı olduğu söylenebilir.

 

İlk çağda yapılmış olması muhtemel olan bu yapı belki Etiler, belki de Frigyalılardan kalma. Daha sonra da Roma ve Galat hakimiyetine girmiş olması gerekir. Osmanlılar döneminde eğer sağlam halde idi ise, o dönemde bir karakol (Derbent) görevi yapmış olmalı.

 

Normal olarak buradan geri dönüp aracımızın yanına gidecekken birden fikir değiştirip, kuzey yamaçtan Alicin vadisine inmeye karar veriyoruz. Dönüş yolu gözümüzde büyüdü. Vadide Alicin manastırını görüp tekrar yukarı mı çıkalım diye düşünürken, bizim Mustafa işi çözdü. Dostumuz Çeltikçi belediye başkanı sevgili Hidayet beyi arayıp bir araçla bizi buradan aldırabilmesini sağladı. Böylece rahatladık ve çok zor bir inişle aşağıya yöneldik.

 

Yarım saat kadar düşünürken bir saatte inebildik. Dere kenarına geldiğimizde bitkinlik had safhada idi. Hemen yolun kıyısındaki adına “Felaket suyu” denilen pınara geldik. Bu mevsimde buz gibi suyu vardı. Hatta Mustafa termometre tuttu, oluğunda 1 dakika duramadı. Yolunuz buraya düşerse muhakkak uğrayıp suyundan tadın. Yaptırandan Allah razı olsun.

 

Temizlendikten sonra dere kıyısında basit öğle yemeğini yedik. Kendimize gelince 15 dakikalık bir yürüyüş ile Alicin manastırının altına geldik. Daha önce manastıra çıkma teşebbüsünde bulunanlardan, zorluğunu öğrenmiştik ama kararlı idik.

 

25 dakika kadar tırmandıktan sonra manastıra ulaştık ama içeri giriş hiç de kolay değil. Bir yan dik taş duvar, diğer yan derin ve dik uçurum, üstelik daracık bir geçitten geçmek gerekiyor. Onun için pek tavsiye edemeyeceğim.

 

Manastır denilen bu yapı, Trabzon’ daki Sümela benzeri bir görünüme sahip. Fakat içinde oda vb. hiçbir hayat izi yok. Sümela’ dan daha eski olduğu söyleniyor. Görünen örme duvarın ardında 20 metre uzunluğunda ve 4 metre eninde bir boşluk var. Duvarın yüksekliği ise 10 metre. Hem çakıl taşı hem de kırmızı tuğla kullanılmış. Aralarında da hatıl denilen uzun kalaslar kullanılmış ama, yerleri hala belli olan kalasların çoğu yerinde yok. Çürümüş veya götürülmüş olmalı.

 

Kuzey kısımdaki bölmenin tabanı sıvalı. Burası aynı zamanda toprak tabanlı bir yer ve harap edilmiş.

 

Burası, 19. asır sonlarında Çakmak Örencikli Cin Ali’ nin meskeni imiş. Namlı bir eşkıya olan Cin Ali çevreye korku salmış. Burada dünyadan ayrı bir hayat sürermiş. Onun adından dolayı burası böyle anılıyor.

 

Saat 18:00 gibi artık inmek üzere hazırlanıyoruz ama iniş çıkmaktan da zor. Arka arka zor bela inebildik. Bu arada bizi alacak olan araç da aşağıya gelip beklemeye başladı. Hem epey geç olacağı hem de Mustafa’ nın kaza yeri haberini ajansa geçme sorumluluğundan dolayı tekrar yukarı tırmanmaktan vaz geçmiştik.

 

Kaza dedim de, manastır içinde iken Ankara İstanbul otobanında Yakakaya köyümüzün hemen üst kısmında araçların uzun kuyruk halinde hem de uzun süre bekleştiklerini görünce bir kaza olduğunu anladık. Nitekim Mustafa’ nın yaptığı muhabereden, feci bir kaza olduğunu öğrenip derin bir üzüntüye kapıldık.

 

Bizi almaya gelen, Çeltikçili Sunay. Sağ olsun Hidayet beyin isteği ile bizi aldı. Kendisine ve Hidayet beye tekrar minnetlerimizi sunuyoruz. Sunay bizi Kurumcu yakınında aracımızın olduğu yere bıraktı ve döndü.

 

Biz ise Hemen kaza yerine hareket ettik ve sizin de bir şekilde haberdar olduğunuz gibi Kaza geçirenlerin, Bolu’ dan piknikten dönen genç üniversite öğrencileri olduklarını öğrenince yaklaşan akşam ile birlikte derin bir acıya yakından şahit olduk.

 

Ölüm bir tül perde kadar yakın bizlere. Her an, nerede ve ne zaman gerçekleşeceğini bilemediğimiz o bir türlü kabullenmeye yanaşmadığımız “son”. Bu öğrencileri henüz hayatlarının baharında yakalamıştı. Ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara da acil şifalar diliyoruz.

 

Sevgili okurlar, tatlı başladığımız gezimiz böyle buruk bir şekilde bitti ama hayat devam ediyor ve edecek de. Bunun şuurunda olmak gerekiyor.

 

Gelecek gezimizde ilçemizin güzelliklerini keşfetmeye ve sizleri de haberdar etmeye devam edeceğiz.

 

Sağlıcakla kalın.

 

Kızılcahamam 20.06.2009

 

muzaffereker@msn.com

Gezi index sayfası / Önceki: Başköy kalesi gezisi / Sonraki: Başköy yaylası gezisi

 Ana sayfa

Asar Kalesi ve Alicin manastırı fotoğrafları...