|
Dile gel Anadolu’m, dinleyelim,
Şarkıyı, sözü, türküyü de anlat,
Oynaşırken üstünde tam yedi iklim,
Baharı kışı, güzü de anlat.
At
oynattım, cirit attım yaylada,
Bulgur aşı, ayran içtim sofranda,
Tırpan oldum, ekin biçtim tarlada,
Güneşten kavrulan yüzü de anlat.
Çıtak yaylasında meşeleri güvermiş,
Kına gecesi kız anasın ağlamış,
Seğmenleri kuşakları bağlamış.
Fidaydayı çalan sazı da anlat.
“Oh” desinler, koklasınlar toprağı,
Zorluk olmaz, hele yolun burçağı,
Asker olup kavrayınca bayrağı,
Anamda yaşaran gözü de anlat.
Allı turnam bu ellerden gidende,
Gesi bağlarından gelip geçende,
Deli oldum sevdan başa gelende,
Yaraya basılan tuzu da anlat.
Kızılırmak allı gelin pullansın,
Fırat, Dicle, küpe takıp şenlensin,
Yeşilırmak eriklerin canlansın,
Kayısı, üzümü, muzu da anlat.
Sarı zeybek, o dağlara yaslandı,
Çamlıbel’ de al küheylan şahlandı,
Düz ovada keklikleri avlandı,
Dereyi, tepeyi, düzü de anlat.
Feraye’ dir, kızın adı söylenir,
Üç
köyün nazlısı Zeynep allanır,
Türkmen kızı inek sağar dillenir,
İşveyi, edayı, nazı da anlat.
Muzaffer EKER |