|
.......ahşap
evimizin çevresinde şekillenen çocukluk dünyasından sıyrılıp depreştiğinde
delikanlılık ırmaklarının, ilkbahar çılgınlığında.......
güneş doğumundan
birkaç saat sonra sokakların gürültülü dinçliğinde,
sana ıslanmalıydı
yürek vadilerim, seni solumalıydı adımlarım gençlik
uçarılığında............
seni okumalıydı
gözlerim.... umutla........
Sen benim onyedi
yaşımdaki,
Komşu kızım olaydın
ne olurdu.
Kokladığım ilk
çiçek,
Yazdığım ilk şiir,
Söylediğim ilk şarkı
olaydın.
Sonbaharda yaşadığım
ilk sevdaya,
Ortak olaydın,
yediğim ilk meyveye,
Yanımda olaydın
yolculuğumda,
Sisli karanlıkları
beraberce yarmaya,
Uykusuz gecelerde
sabahım olaydın.
Tattığım ilk
meyvenin yarısını,
Seninle paylaşmak ne
güzel olurdu,
Güzelim ocak
başlarında karşı karşıya,
Savrulan kıvılcımı
seninle seyretmek,
Gece yorgunumda ilk
yastığım olaydın.
Saklambaç oynadığım
çocukluk arkadaşım,
Tahta masalara adını
yazdığım,
İlk sigaramda uçuşan
dumanım,
İlk kadehte ilk
yudum,
İlk heyecan, ilk
mahcubiyetim,
Yolumu gözleyen
“ilk” sen olaydın.
Muzaffer EKER |