|
Kader penceremden salınan nazlı kuğuları gördükçe,
Şaha kalkar doruklar boyu sitemlere gem vurulmaz,
Zapt olmaz saatler düzensiz deli çığlıklarda,
Bir çocuk el eder gibi sanki uzaklara anlamlı,
Bir özlem canlanır gibi şuursuz bestelerde sanki.
Buğulanmış camları silmek hayli zor, el yordamı,
Karış karış korkak yılların izi durur yüzeylerde.
Gene de deler geçer deli nazarlar ufukları canla,
Deler geçer mevsimin buz tutmuş duvarlarını öfkeyle,
Isınır bir köşede ocak başları rehavetinde kirpikler,
İnce sızı kaplar sarhoşluk özleminde burun kemiğini.
Bir çalgı duyarım uyku ötelerinden, türküsüz seslenir,
Düzensiz vuruşlarda ayak uydurmak ne mümkün,
Ne
mümkün eşlik edebilmek düğümlü boğazlarla,
Dinle, sadece dinle, eller koynunda, mahzun gözlerle,
Toprak bile garip ıslanır, çimen yeşermeye üşengeç,
Kuşların bıçkın dalışlarından ürker bulutlar,
Ürker, pas tutar yıldırımlar, koma ateşinde şafaklar.
Kader penceremden her bakışta, yalnızlık randevularında,
Sis tutan zirvelerdeki özgür çığlıkları duyarım,
Özgür çığlıklar, çağırır düğün meşaleleri ile gözlerimi,
Bohçalayasım gelir renkleri şiirlerle,
Kapatasım gelir çatılarla şüpheleri,
Durulmaz gene de deli çağlayanlar, kabarır göğsüm,
Yumruklar sıkılı yollara düşer ümitler,
Adressiz yarınlara, tül perde aralarından.
Muzaffer EKER |