|
1-
Oyunlarımız, halaylar, zeybekler, barlar,
Yaylaların, meydanların dar geldiği delikanlılara,
Çakmak çakmak sevda çakan gözlerin,
Hassas ritimlerde adımların,
Doyumsuz tablolar oluşturduğu,
Ellerin dostluğa davet çıkardığı,
Çığlıkların semaları doldurduğu oyunlarımız.
Haydi hazır mısınız ?
Takının ellerinize sevdalarınızı,
Biz Misketlerle boğduk karanlıkları ufuklarda,
Her sekişinde balaların toprak dile geldi toylarda,
Ağlayan kızlara bir mesaj gönderdik tellerle,
Sermest olduk yaş kiremitten damlayan sularla,
Ve
meydanları fethettik,
Ve
gönüllere otağ kurduk,
Baş döndürücü temponun,
Zamana meydan okuyuşunda.
2-
Sazımıza gelemezsin,sözümüze gelemezsin,
Oturup bir başına hüznün nedir ey güzel ?
Bari çık balkonlara, pencerelere rüzgâra karşı,
Seyret ritimlerde kımıldayışını bedenlerin ey güzel !
Sazlarda hayat buldu hülyalar düğünler boyu,
Mendiller sallananda yaşanır en güzel efsane,
Diz çöküver aslan oğlum, dağlar ses getirsin,
Haykır ufuklara delikanlı gönlüm, davullara nazire.
3-
Sazlar çalanda kirpiklerim buğulanır,
Has delikanlımın düğününü özlerim Has Fidan !
Vuran davul hoplatır hasta yüreğimi, şu mahzun akşamda,
Kaldıramam ellerimi şu çılgın ritme.
Kıpırdamaz ayaklarım,ayların uyuşukluğunda,
Ve
binesim gelir bir deli taya,
Yazılarda yalnız bir çoban çeşmesi keşfe,
Boğazımın kuruluğunu gidermeye..
4-
Dağlarımda mor sümbüller kokanda,
Turna kuşu kanadına bin de gel Hasret !
Kıvrım perçen, al yazmandan akanda,
Aç
yüzünü, yönün rüzgara dön de gel Hasret !
Hayıflanıyorum, niye boşa yanar meydan ateşi ?
Has Gelin mi yakacak acep kınaları ?
Gül niye suskun açmaya, korktuğu ne ?
Bunca telâş neden ? mevsimin tükenmesine mi ?
5-
Bir meydan sazının “la” telinde vücut buldu,
Bu
sevda titredi gitti her mızrapta,
Yüreğim taşar, meydanlara sığmaz,
Ve
gözlerim seni arar mor karanlıkta
Elinde al mendil, gözlerim çakmak olur,
Gamzelerde okunur hasretin donuk çizgisi,
Gülüşün sitem gönderir zamana durmadan,
Topukların vuranda mekân utanır Hasret !
Muzaffer EKER |