Ana sayfa / Önceki şiir / Şiir indeks / Sonraki şiir

Şehrayin sanırsın

 

Dağlar koyağında çiğdemler açarken, hani,

Hani, anasının üç eteğinden tutan,

Kavruk yüzlü, belli belirsiz gülen,

Bir bala, bir şebnem gibi yaprak üstünde,

Işıl ışıldı ya gözlerin bazı sabahlar ?

Şehrayin sanırdım.

Ellerinde balonlu çocuklar, kol kola sevdalar,

İkindi uzanırken akşama, yemyeşil heveslerle,

Dolduruveren yeri göğü masum çığlıkları ile,

 

“Sen” dedim,”ben” dedim, güne yamaç bağlarda,

“Olamayız” zordur duyguları kafeste tutmak,

Zordur geriye bakmadan yürümek,

Şafaksız gecelerin, yolu belirsiz yazılarında,

Bilinmez ki hangi kıvrımında yuvarlanacağı,

Düşlerin, kâbus dolu gecelerinde, firak korunun,

Görülmez ki kırmızı yaprakları gelinciğin,

Duyulmaz ki yağmurun yürekleri ıslatan sesi,

Olamazdı, olamadı, kalkamadı üstümüze çöken,

Rengini kaderimizden alan bulutlar,

Işıyamadı yaprakları, bahçemizdeki taze fidanların,

Büyütemeden kopardı fırtınalar filizleri,

 

Sessizce yol alırken ıssız ummanda hani,

Kâğıttan yapıp yürütmeye çalıştığımız,

Derme çatma sandalımız, zamana sınır koymadan,

Mekâna duvar çekmeden işlediğimiz,

Gül pembesi, yarının vuslat rüyaları,

Her adımında özlem ağıtlarının,

Bir daha, bir daha sarsılmayı,

Bir daha tökezlemeyi, düşmeyi,

Bulamadan tutacak bir dal,

Uçuvermek, kanatsız sükut ormanlarına,

Paramparça olmasına üzülememek bile,

Özenle tutturulan kristal ikbal motiflerinin.

 

Dağlar koyağında çiğdemler açarken, hani,

Hani, anasının üç eteğinden tutan,

Kavruk yüzlü, belli belirsiz gülen,

Bir bala, bir şebnem gibi yaprak üstünde,

Işıl ışıldı ya gözlerin bazı sabahlar ?

Şehrayin sanırdım.

 

Yolumu gözleyenler var, vakit akşamı vurmadan,

Bir dilim ekmek, bir tas çorba,

Bir sahnesi hayat komedyasının,

Oynanıp duracak, belli belirsiz,

Kaç mevsim güllerin ayaza açması,

Tomurcukların patlamadan kuruması gibi,

Avuçların boşa kapanması gibi sürüp gidecek,

Rüzgâra kapılması gibi avuntuların,

Yazılmadan kapanması gibi defterlerin.

 

“Sen” dedim,”ben” dedim, güne yamaç bağlarda,

“Olamayız” zordur duyguları kafeste tutmak,

Zordur geriye bakmadan yürümek,

Şafaksız gecelerin, yolu belirsiz yazılarında,

 

Göçmen kuşlar hazırlanıp güney sahillerine,

Yeşiller yaşlanmaya başlamışken kuzey yamaçlarda,

Tane tane aklar, çizgi çizgi kırışıklar,

Heves ederken çoğalmaya, aldırmadan olana bitene.

 

Kaç yürek yırtılması yaşadımsa her arayışta,

Kaç yutkunma yırtmışsa yüreğimi,

Gene de gamzelerin süs verdi dünyaya,

Ilık bir kış gecesi yağan kar gibi,

Saflıkla özdeş oluveren üşümem gibi,

Sokuluverir koynuma hasret türküleri,

Okşar, sarar, teselli eder, kadife buselerle,

Sarıverdiğinde ıssızlık korkutmaz beni geceler,

Sarsar beni, avutur nazarların, şakır duygularım,

Bir pınar ışıldar gönül bahçemde,

Hayat sunar billur kadehler içinde,

Bir fincanın sapını kavrayan fallar,

Yollar görür, duraklar, dikenler,

Duvarlar görür, üstüne gün ışımayan,

Ama gene de,

Ilık bir kış gecesi yağan kar gibi,

Sokuluverir koynuma hasret türküleri gibi,

Okşar, sarar, teselli eder kadife buseler.

Sanırsın şehrayin.

Ellerinde balon, çocuklar, kol kola sevdalar,

İkindi uzanırken akşama yemyeşil heveslerle,

Dolduruveren yeri göğü masum çığlıklarıyla,

Deli fişek, sorumsuz uçarı hevesleriyle,

Karşılıklı içilen semaver çayı gibi,

Beraber yenen yemek gibi yasaklar içinde,

Dalga geçer gibiydi değil mi ? sahici dünya ile.

 

Dağlar koyağında gene çiğdemler açacak İkbal !

Anasının üç eteğinden tutan, hani o,

Belli belirsiz gülen, kavruk yüzleriyle,

Balalar büyüyecek, yayla yollarında,

Gene gözlerin ışıyacak nice sabahlar,

Ve kamaşacak renk cümbüşünden,

Şehrayin sanacaksın.

 

Muzaffer EKER 

 

Ana sayfa / Önceki şiir / Şiir indeks / Sonraki şiir