|
........biliyor
musun, yıllar önce bir Ağustos sıcağından kaçmak için yaptığım orman
gezintilerinin birinde, küçük, şirin, tiril tiril, korkar gibi sanki esen
yelden ve gün ışığından...
işte öyle
bir fidan bulmuştum. Oturup önce uzun uzun seyrettim. Sıgara dumanları ve
yorgunluk alıp götürmüştü beni bir yerlere.
Zamanı
unutmuş bir halde kendime geldiğimde, onu buradan götürmeye,gözümün önünde
bir yerde yetiştirmeye karar vermiştim. Ama daha sonra yerini yadırgar
düşüncesiyle, daha havadar, güne yamaç bir yere taşımaya ve etrafını
korumaya karar verdim.
Ve özenle
yerinden kökünü ve dalını zedelemeden alıp düşündüğüm yamaca, gözümden
akan yaşları kendine can suyu yaparak yerleştirdim ve zamanla kendisine
daha fazla ilgi göstermeye başladım.
Aradan
yıllar geçti. Her geçen zaman dilimi içinde yeni bir kelime öğrendi. Yeni
konuşan bir çocuk gibi idi, İnanır mısın ? Zamanla duyguları olduğunu
öğrendim. Gülüyordu , kırılıyordu, seviniyordu. Ve büyüdükçe dalları da
serpilip güzelleşmeye başladı. Ve bu has Fidan benim hayat tarzım ve dünya
görüşüm oldu. Eksik bir yerlerimi tamamladı sanki.
Ve bu gül
fidan, hayatımda emek vererek dikip büyüttüğüm, kendisi ile gurur duyduğum
ilk Fidan oldu.
O’na,
sözlükleri karıştırıp, bir de isim buldum:
İKBAL
Umut fidanı kurumasın
Başımın üstünden
sarkan düşünce yumağını,
Çözmem gerek vakit
ikindi olmadan,
Yürünecek daha nice
uzun yollar sabırsız,
Ve telâşlı adımlarla
karanlığa kalmasın yine.
Sezonluk hevesler
kursağımda kalmasın,
Sevda türküleri
söylenedursun hele bir zaman,
Göz bebeklerimdeki
ışık sönmesin geleceğe
Acıkmasın benliğim
hırçınca sensizliğe,
Vadinin yamacına bir
fidan diktim yenile,
Biraz zahmetli,biraz
yabancı öylesine,
Yaprakları tiril
tiril aşikâr ürkekliği
Beklenen baharı
yaşama isteğinde bir tereddüt,
Ağlamak ister
geceleri vuslat özlemi ile,
Suskunluğu seçemez
çaresiz.
Duyguları hapsetmek
hücreye bir zaman,
Seninle sensizliği
yaşamak,
Ve seninle hasreti
duymak bu mevsim,
Evet bunu
başarmalıyım azimle,
Yamaçtaki fidan
tutacaksa eğer.
Muzaffer EKER |