|
............yalnızlığı
seçişim boşuna değildi, her burun direğim sızlayışında. Gözyaşımı akıtacak
ıssızlardan gayri hiçbir yerin ortak olmadığı, böcek cırıltılarının bir
senfoni meydana getirdiği bodur çalılıkların kara yeşilliği, sarhoş
saatlerime meze oluyordu.
Böylece, seni daha net soluyabiliyor, daha çok şarkıya nakarat yapıp
gecenin bir köşesine nakışlayabiliyordum tasvirini.................
YEŞİL’E ÖZLEM
Zamanı unuttuğum kuş tüyü yastıklarda,
Kollarım sana sarılı uyandım bu ne haldir?
Oturup bir başıma aşılmaz denen doruklarda,
Her
ibibik ötüşünde seni andım bu ne haldir?
Kapıları kilitledim, perdeleri örttüm,
Kaçtım köşelere, başımı dizlerime çektim,
Kovdum hayalini, kendime sensizliği seçtim,
Karanlıklarda gözlerimi yumamadım, bu ne haldir?
Sen
misin kanımda zehir gibi dolaşan,
Sen
misin ciğerime bir dert gibi bulaşan,
Sen
misin benliğime çağlar gibi doluşan,
Uğraştım, didindim atamadım, bu ne hal?
Sen
atan şafak gibisin yorgun gecelerde,
Bitmeyen şarkı gibisin dildeki hecelerde,
Sen
bilmez gibisin halim nicelerde,
Sensiz feryatları susturamadım, bu ne hal?
Muzaffer EKER |