Ana sayfa  Fazıl Akay özgeçmiş / Önceki yazı: Eski Ramazanlar / Sonraki yazı:
hasbihal... Uzaklardan alınan memleket kokusu.....

İki   nimet, bir  belde: Su ve yeşil...

Ankara'dan İstanbul'a doğru uzanan E-5 kara yolu, yani eski Ankara İstanbul yolunun 73. kilometresinden sonra meşe ormanı içinden keskin virajlı iniş yolu, işte meşhur Kargasekmez’ yokuşu. Vadiye inildiğinde, şehir girişindeki sanayi ile sağ taraftaki yamaçlara kurulmuş turistik tesisler gözümüzü tırmalamakta. Yol ayrımından sağa dönen üst geçitle, sol kolumuzda kalan İlçe merkezine girilir.

İlçenin her yanı çok katlı betonarme apartmanlarla dolmuş. Apartmanların çatılarından fırsat bulup, dağları görme şansını yakalarsanız, yemyeşil çam ormanlarını görürsünüz. İlçenin kayda değer bir sanayisi yok. Ancak, ilçede bulunan kaplıcalar ve turistik oteller, bacasız sanayi denilen turizm çok gelişmiş. Havası kadar temiz insanları ile herkesin dikkatini çekmektedir bu şirin belde. Bu özelliğinden ve kaplıcalarından olsa gerek; siyasi partilerin toplantıları ile futbol takımlarının kamp çalışmaları sıkça burada yapılmakta. Belki bir nasip alma umuduyla.

Ankara’ nın akciğerleri olarak bilinen belde, Başkentlilerin hafta sonu pikniği için tercih ettikleri yerlerin başında geliyor. Yaz aylarının bunaltıcı sıcağından kaçıp, çam dibinde, dere kenarında serinlemek isteyen insanlar için biçilmiş kaftan burası. Orman İşletmesi tarafından düzenlenen Soğuksu Milli Parkı, en çok bilinen piknik alanlarından. Çok güzel düzenlenmiş, piknikçilerin her türlü ihtiyacı düşünülmüş burada. Susadım, sıkıştım sıkıntısı olur mu diye hiç düşünmeyin, kendini bilmez kişilerce rahatsız edileceğinizi hiç düşünmeyin, siz başkasını rahatsız etmezseniz…

Pazar günleri İlçenin pazarı kurulur şehir merkezinde. Taze ve yerli sebze meyve alma şansını yakalarsınız. Köyden gelenlerin satmak için getirdiği; bazlama, torba yoğurdu, peynir, tereyağ, köy yumurtası, bal gibi yöresel ürünler, pazarın hemen üst ucunda satılmaktadır. Pazarın üst kısmında kasaplar çarşısı var. Kızılcahamam’ a gelinir de buraya uğranılmaz mı? Hafta sonu pikniğinin bir parçasıdır bu mekânlar. Kasap Said Amca’ nın, Bahri Dayının oğlu Mustafa’ nın, Güzel Ahmet Dayının ya da tanıdığınız diğer kasapların dükkânına uğrayıp, fırsat ve sıra bulabilirseniz, mangallık kuzu pirzola almadan piknik olmaz. Şayet, tavukla, balıkla idare ederiz diyorsanız, eksik olur bu piknik. Yazık olur bunca yolu tepmenize.

Yağmurlu bir bahar gününe rastladıysa pikniğiniz, hiç üzülmeyin. Sizi yağmurdan koruyacak bir dal altı, başınızı sokacak bir alaçuk bulursunuz. Bu şanslı anı iyi değerlendirin. Çünkü, çam kokusuna karışmış toprak kokusunu, ancak burada bulabilirsiniz. Bu kokuyu, parfüm satan lüks mağazalarında ya da kolonyacı Eyüp Sabri de bulmak mümkün değil. Buraya gelebilme ve o anı yakalayabilme şansına sahip olmak gerek.

Biraz daha zahmet edip Kızılcahamam dan ileri gidenleri hoş sürprizler beklemektedir. Dört kilometre ilerde sağa dönen Çerkeş karayolunu takip ederseniz, rampadan sonra Eğlekkaya Baraj Gölünü tepeden seyretme fırsatını yakalarsınız. Baraj kenarındaki ve çay kenarındaki söğüt ağaçlarının dibi sizi bekliyor. Tabi, sizden önce gelenler olmadıysa. Eskiden beri çay kenarındaki söğütlerin altında piknik yapanları gördükçe hep şaşırmışımdır. Üzülmüşümdür, çoluk çocuk kayaların arasında piknik yapmaya çalışmalarına. Oysa, Çerkeş Asfaltını takip ederek 8 kilometre daha yukarı çıksalar, yemyeşil çam ormanı, bol oksijenli mis gibi yayla havasını bulacaklar. Sey Belini, Işık Dağını, Karagölü, Belpınar Yaylasını, Hıdırlar Yaylasını, Eldeleği, Kısaç Boğazını görecekler. Orman ve doğa kavramları doğru şekillenecek kafalarında….. 

Hafta sonu pikniğini Soğuksu Milli Parkında geçirdiyseniz, zamanı iyi kullanmanızı, pikniğe takılıp kalmamanızı tavsiye ediyorum. Hamam için zaman ayırın kendinize. Şayet, Eğlekkaya Barajı veya Işık Dağı tarafında piknik yaptıysanız, Güvem den sağa dönüp Seyhamamı’ na uğrayın mutlaka. Kaplıca neymiş, doğallık neymiş bir görün….. Hamama girmeden, ter atmadan ve temizlenmeden şehre dönülmez. Tertemiz, mis gibi kokarak Ankara’ ya dönün ki Kızılcahamam’dan geldiğiniz belli olsun vesselam…….

Sonbaharda bir Pazar günü Kızılcahamam’ da bir gezi düşündüyseniz, Vejeteryan değilseniz eğer, Çorak Pazarını görmeyi ihmal etmeyin derim. İlçenin altından geçen derenin kenarında kurulan et pazarıdır Çorak Pazarı. Burada okka, kilo hesabı pek bilinmez; gövde, but, kol ve parça olarak tartılır kantarlarda et. Koyun, kuzu, dana, düve, davar… Gözünüzün önünde kesilir hayvanlar. Askılar gövde gövde et doludur. Seçmece, beğenmece, pazarlıkla alırsın eti. Öyle bir yemeklik filan değil, bir aylık et ihtiyacını. Kelle, paça ve işkembe sebil. Acıktıysanız eğer, ızgarada et közleyen seyyar kebapçılar hemen oracıkta…

Kış aylarında şehrin kirli havasından bunaldıysanız, mis gibi temiz almaya ihtiyacınız mı var? Gelinlik giymiş orman denizinde kulaç atmayı mı düşündünüz? Buyurun Kızılcahamam’ a. İster ava git, ister yürüyüş yap, ister kafanı dinle. Sizi ağırlayacak oteller mevcut. Hatta, sofrasındaki aşını sizinle paylaşabilecek, Anadolu’ ya ad veren analar ve babalar sizi bekliyor. Gözü tok, gönlü açık insanlar diyarı burası. Ne yolcu, ne yoksul aç açık kalmadı bu diyarda. Şimdilerde, emeklilerin cenneti olmuş şirin bir belde. İsten dumandan uzak, gürültüden patırtıdan ırak. Huzur ve sağlık merkezi, Devletten aylık, Allahtan sağlık dileyen emeklilerin buluşma yeri….

İlçe merkezini çeviren sarp görünüşlü dağların ilçeye en yakın doruklarından bakılınca görünüş bambaşkadır. Alıçdağı, şehir hayatının sazlı cazlı, yapmacık, parklı bahçeli hayatına Köroğlu gibi meydan okuyor. Soğuksu Milli Parkını eteklerine serivermiş, Gazi Paşa’ yı çamlarının altında ağırlasın diye. Ormandaki çamlara inat, göğe yükselen minarelerden yayılan ezan sesleri ki, şahadetleri dinin temeli, imanınızı tazeliyor…  

Şehri yüksekten seyrettiğinizde, kiremit kırmızısı ile çam yeşili alışık olmadığımız bir renk cümbüşü sergilemekte. Bu renk cümbüşü içinde, şehrin düzenli imarı ile yeni yapılan dev turistik tesisler dikkatinizi çekmekte.

İlçeyi çeviren Kavaklı, Kurumcu, Karakiriş, Balaban, Işık ve Yıldırım Dağlarında at koşturan Oğuz Boylarını, Köroğlu' nu, Yıldırım’ ın askerlerini, Aksak Timur’ un fillerini, Horasan erenlerinden Ali Semerkandi’ nin öğütlerini, Deli İmam’ın aydınlığını, Yemen de, Balkan da, Çanakkale de, İstiklal Harbin de ve öz yurdunda kalleşçe pusuya düşürülmüş Aziz Şehitlerimizin şahadetini düşünerek, zamanda yolculuk yapabilirsiniz bu Seymenler diyarında.  

Fazıl Akay

fazilakay@hotmail.com

 Ana sayfa   Fazıl Akay özgeçmiş  / Önceki yazı: Eski Ramazanlar / Sonraki yazı: